Ölüm, hepimizin merak ettiği ve aslında bir başlangıç mı veya bir son mu olduğunu bilmediğimiz hayatın gerçeklerinden biridir. Bilimsel olarak tanımı ise canlılar için gerekli olan tüm biyolojik işlevlerin kalıcı bir şekilde durmasıdır1. Ölümü yaşamdan ayırmak, onu tanımlamadaki zorluklardan biridir. Aslında zamanın bir noktası olan ölüm, hayatın sona erdiği ana gönderme yapıyor gibi görünür ve ölümün ne zaman gerçekleşeceğini belirlemesi zordur çünkü genelde organ sistemlerinin yaşamsal faaliyetlerini kesmesi eşzamanlı değildir2. Geçmiş zamanlarda, insanların doktorlar tarafından ölü olarak ilan edilip daha sonra mumyalama veya defin işlemleri başladığında hayata döndüklerine dair birçok anekdot vardır. Bu yanlış ölüm ilanlarından dolayı, 18. yy’dan itibaren halk arasında yanlışlıkla diri gömülme korkusunda ciddi bir artış olmuş ve ölüm belirtilerinin belirsizliği hakkında tartışmalar çoğalmıştır. Bu yüzden gömülmeden önce cesedin ayaklarına veya rektumuna sıcak ateş demirleri uygulamaktan ağzına sirke ve biber dökülmesine kadar çeşitli önerilerde bulunulmuştur3.  Bu yazımda ise, ölümün bu belirsizliğinden ve karmaşıklığından, yaşama ve daha sonra hayata geri dönme olarak bilinen ölüme yakın deneyimlerinden bahsedeceğim.

Ölüme yakın deneyimler, ölümle veya yaklaşmakta olduğu algısıyla ortaya çıkan kompleks deneyimsel dönemlerdir4,5. Ölüme yakın deneyimlerin evrensel olarak kabul edilmiş bir tanımı yok fakat beden dışı deneyimler, karanlık veya bir tünelde seyahat etme, parlak ışık vizyonları, iç huzur duyguları, duyarlı varlıklarla iletişim kurma ve doğaüstü bir aleme girme gibi ortak özellikler barındırıyor6,7. Kenneth Ring, ölüme yakın deneyimi 5 aşamalı bir süreklilik üzerinde alt bölümlere ayırdı ve bu alt bölümler şunlardı: Barış, Vücut ayrımı, Karanlığa girmek, Işığı görmek. 7

Geçtiğimiz 10 yıl içerisinde artan sayıda çalışmalar, ilgi çekici bir olgu olan ölüme yakın deneyimlere odaklandı. Ölüme yakın deneyimler, yaşamı tehdit eden bir bilinçsizlik döneminde ortaya çıkan değişmiş bir bilinç durumu olarak tanımlanır8. Günümüzde doktorlar ve adli tıp görevlileri bir kişiyi ölü olarak tanımlayabilmek için “beyin ölümü” veya “biyolojik ölüm” e yönelirler ve kişilerin beyinlerindeki elektriksel aktivite sona erdiğinde ölü olarak kabul ederler. Elektriksel aktivitenin sonuna gelinmesinin ise bilincin sonunu gösterdiği düşünülür9. Bilinci en basit haliyle iç veya dış varoluşun duyarlılığı veya farkındalığı olarak tanımlayabiliriz10. Bilinç, sonsuz deneyimler sunar. Peki bilincin bir başlangıcı veya sonu var mıdır veya bilinç, beyin işlevinin bütünüyle nasıl ilişkilidir? Hollanda’da, koma sırasında hastaların bilinçlerinde neler yaşadıklarıyla ilgili birkaç kitap yayımlandı. Bir beyin tümörü veya trafik kazası için yapılan ameliyatların sonrasında serebral hipertansiyon komplikasyonları nedeniyle komaya giren hastalardan birine doktorlar beyin ölümünün gerçekleştiğini söyledi. Neyse ki ailesi organ bağışı yapmayı reddetti ve hastanın bilinci 3 haftalık komadan sonra yerine geldi. Komaya giren bu hastalar koma dönemlerinde, yoğun bakımda ve çevresinde hemşireleri, hekimleri ve ailelerini gören anılar ve net bir bilinç yaşadıklarını bildirmişlerdir11. Yani beyin ölümü gerçekten ölüm anlamına geliyor mu yoksa saatlerce hatta günlerce sürebilen ölüm sürecinin bir başlangıcı mı ve bu durumda bilince neler oluyor?

Ölüme yakın deneyim için ortaya sürülen bir teoriye göre; kimlik, biliş ve anılar duyguyla birlikte, bilinçdışı bedenden bağımsız bir şekilde işlev görür ve duyusal olmayan algı olasılığını koruyan, değişen bir bilinç olabilir12. Öyle görünüyor ki, ölüme yakın deneyim sırasında gelişmiş bir bilinç, normal bedenle ilişkilendirilen ‘uyanık bilinç’ ten bağımsız olarak işlev görür. Ve bir beyin ölümü veya kalp durması sırasında beynin işlevi kaybolur kaybolmaz anılar ve bilinç hala vardır fakat tepki yeteneği kaybolur. Beynin çalışmayan böyle bir döneminde bir bilinç deneyimlenebilir ve buna “ölüme yakın deneyimi” denir13.

Ölüme yakın deneyimler üzerine yapılan çalışmalar tam anlamıyla bilimsel bir kanıt veremez. Çünkü bunu deneyimleyen insanlar tam olarak ölmüş değillerdir fakat hepsi işlev gören bir beyinleri olmadan ölüme çok yakındır. Ancak yapılan çalışmalar, ölüme yakın deneyimi sırasında bilincin, beyin işlevinden bağımsız bir şekilde deneyimlendiğini göstermiştir. Kısacası, bir bedenimiz var ancak bedenimiz olmadan da bilinçli deneyimler yaşayabiliriz14. Sonuç olarak şöyle diyebiliriz ki; hem etrafımızda hem ölüme yakın deneyim sırasında gördüğümüz dünyanın öznel gerçekliğini, yalnızca bizim bilinçli farkındalığımızdan yani bilincimizden aldığı sonucunu çıkartabiliriz.

‘Korkardım.’

‘Neyden korkardın.’

‘Sanırım, ölmekten korkuyordum. Boşluğa düşmekten.’

‘Öldüğün zaman uçtuğunu söylüyorlar.’

-Uzun metrajlı film: Enter The Void

Kaynaklar:

  1. Hossain MS, Gilbert P. Concepts of death: A key to our adjustment. Illn Cris Loss. Published online 2010. doi:10.2190/IL.18.1.c
  2. Henig RM. Crossing Over: How Science Is Redefining Life and Death. National Geographic.
  3. Sodeman WA. Buried Alive: The Terrifying History of Our Most Primal Fear. JAMA J Am Med Assoc. Published online 2001. doi:10.1001/jama.285.21.2789
  4. Moody R a. Life After Life: The Investigation Of A Phenomenon Survival Of Bodily Death. Impressions (Orange). Published online 1975.
  5. Greyson B. The near-death experience scale: Construction, reliability, and validity. J Nerv Ment Dis. Published online 1983. doi:10.1097/00005053-198306000-00007
  6. Martial C, Cassol H, Antonopoulos G, et al. Temporality of features in near-death experience narratives. Front Hum Neurosci. Published online 2017. doi:10.3389/fnhum.2017.00311
  7. Hamby WC, Ring K. Life at Death: A Scientific Investigation of the Near-Death Experience. J Sci Study Relig. Published online 1982. doi:10.2307/1385903
  8. Zaleski C. Near-Death Experiences. In: The Oxford Handbook of Eschatology. ; 2009. doi:10.1093/oxfordhb/9780195170498.003.0037
  9. Miller FG. Death and organ donation: Back to the future. J Med Ethics. 2009;35(10):616-620. doi:10.1136/jme.2009.030627
  10. Stevens JR. The Origin of Consciousness in the Breakdown of the Bicameral Mind by. Neurology. 1978;28(2):207-207. doi:10.1212/wnl.28.2.207
  11. VAN LOMMEL P. Near-Death Experience, Consciousness, and the Brain: A New Concept about the Continuity of Our Consciousness Based on Recent Scientific Research on Near-Death Experience in Survivors of Cardiac Arrest. World Futures. 2006;62(1-2):134-151. doi:10.1080/02604020500412808
  12. Greyson B. Incidence and correlates of near-death experiences in a cardiac care unit. Gen Hosp Psychiatry. Published online 2003. doi:10.1016/S0163-8343(03)00042-2
  13. Van Lommel P, Van Wees R, Meyers V, Elfferich I. Near-death experience in survivors of cardiac arrest: A prospective study in the Netherlands. Lancet. Published online 2001. doi:10.1016/S0140-6736(01)07100-8
  14. Van Lommel P. About the continuity of our consciousness. In: Advances in Experimental Medicine and Biology. ; 2004. doi:10.1007/978-0-306-48526-8_9

No responses yet

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *